44,9996$% 0.14
52,6752€% -0.07
60,7388£% -0.08
6.792,84%0,21
11.073,00%0,30
44.115,00%0,30
4.695,43%0,06
14.335,49%-0,28
3516736฿%-0.06985
Umut Altınçağ (Barış Erdoğan)
Zazaca’nın Sesi, Sürgünün Yankısı
Umut Altınçağ, kimlikteki adıyla Barış Erdoğan, Dersim’in Mazgirt ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğu, inançları, doğası ve sözlü kültürüyle zengin Dersim coğrafyasında, özellikle Gola Çetu çevresinde geçti. “İnsanı kamil” olarak andığı yaşlıların arasında büyüdü; onların klamlarını dinleyerek, zamanla kendi sesini buldu. Henüz lise yıllarında, sesiyle Dersim’de dikkat çekmeye başladı.
Gençlik yıllarını İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde, Alibey Barajı yakınlarında geçiren Altınçağ, Türkçe ve özellikle Kürtçenin Zazaca lehçesindeki eserleri başarıyla seslendirmesiyle tanındı. Kendi yazdığı şarkı sözleriyle de müzikal anlatımını derinleştirdi. Zazaca bilmeyen dinleyicileri dahi etkileyen içli ve güçlü yorumuyla, müziği bir dilin ötesine taşıdı.
Kültürel Kökler ve İlk Sahne
12 Eylül sonrası Dersim Belediyesi’nin düzenlediği bir etkinlikte, Lazvan köyünden getirilen Altınçağ, provalarda okuduğu bir klam sayesinde müzik korosuna dahil edildi. Etkinlikte, 1938 Dersim Katliamı’nı anlatan “Dayê Dayê” klamını ana diliyle ilk kez seslendirdi. Halkın alkışları arasında polis tarafından gözaltına alınmak istendi; ancak belediye başkanının müdahalesiyle bu engel aşıldı.
İstanbul Yılları ve Arif Sağ’la Tanışma
Müzik yolculuğunu sürdürmek için İstanbul’a gelen Altınçağ, Arif Sağ’ın stüdyosunda müzik bilgisi ve pratiğiyle sınandı. Emre Saltık’ın bağlaması eşliğinde söylediği şarkılar, sazın ona yetişemediği bir yorum gücünü ortaya koydu. Arif Sağ, ona bir anahtar vererek eğitim almasını ve albüm yapacağını söyledi. O dönemde sadece cura çalabilen Altınçağ, müzik notalarıyla ilk kez tanıştı. Ekonomik zorluklar içinde Esenler’den Aksaray’a yürüyerek gidip geldiği günlerde, Arif Sağ’ın mixlediği ilk albümünü tamamladı.
Ancak siyasal atmosfer nedeniyle müzik firmaları albümünü yayımlamaya yanaşmadı. Sonunda bir firmanın etiketiyle çıkan albüm, elden ele dolaşarak dinleyicisine ulaştı. Bu albüm nedeniyle 9 ilde savcıların suç duyurusu üzerine İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde hakkında dava açıldı.
Sürgün ve Sürgünün Müziği
“Düşler Vadisi” albümünün hazırlıkları sırasında, avukatının uyarısıyla yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. 1996’da bir etkinlik için Avrupa’ya gitti ve sürgün yılları başladı. Memleket hasretiyle dolu bu dönemi, “Geçmişin komple siliniyor, bilmediğin bir hayata gidiyorsun” sözleriyle anlatır.
Sürgünde Fuat Saka ile yolları kesişti. Eserlerini Saka’ya gönderdi, olumlu dönüş aldı. Albüm çıkarmak için eş dosttan topladığı paralarla “Mevsimsiz Kar” albümünü yayımladı. Albüm sonrası altı ay fabrikada çalışarak destek verenlerin borcunu ödedi. Bu albüm, onun hem müzikal hem de insani direncinin bir simgesi oldu.
Sanatla Direniş
Umut Altınçağ, müziğiyle siyasal mücadelesini iç içe yürütmeyi başaran nadir sanatçılardandır. Dersim’in tarihsel acılarını, özlemlerini ve feryatlarını içli sesiyle sanatına yansıttı. Sürgün yıllarının ardından 23 yıl yaşadığı İsveç’ten Türkiye’ye döndüğünde, memleketinde hiçbir şeyin bıraktığı gibi kalmadığını gördü.
Bugüne dek yayımlanan dört albümü —Partizan, Umut Yüklü Bahar, Mevsimsiz Kar ve Düşler Vadisi— onun hem kişisel hem kolektif hafızaya ses veren bir sanatçı olduğunu gösterir. Sesiyle insanlara “konuk olmayı” bir sorumluluk olarak gören Altınçağ, “Bu bir sedadır, gelmiştir; sen de onu dile getirmişsin” diyerek müziğini tanımlar.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Neriman Ulusu Kimdir Hayatı