43,1906$% 0.07
50,3736€% 0.15
58,1578£% 0.26
6.408,58%0,72
10.516,00%0,82
41.936,00%0,82
4.604,96%0,42
12.375,39%-0,08
4177207฿%4.84047
Afrika kıtasında bugüne kadar keşfedilen en eski kasıtlı kremasyon alanı, Malavi’nin kuzeyindeki Hora Dağı eteklerinde yer alan bir kaya sığınağında gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık 9.500 yıl öncesine tarihlenen bu buluntu, yalnızca Afrika avcı-toplayıcılarının ölüm ritüellerine değil, aynı zamanda bu toplulukların toplumsal yapısına ve inanç sistemlerine dair de çarpıcı ipuçları sunuyor.
Dünyanın En Eski Yetişkin Kremasyon Ateşi
2017 ve 2018 yıllarında yürütülen arkeolojik kazılarda, araştırmacılar kül, kömür ve tortu tabakalarıyla birlikte toplam 170 insan kemiği parçası ortaya çıkardı. Bu kalıntıların, yaklaşık 1,5 metre boyunda yetişkin bir kadına ait olduğu belirlendi. Alanın, yetişkin kalıntıları içeren dünyadaki en eski kremasyon ateşi olduğu ifade ediliyor. Aynı zamanda bu, Afrika’da doğrulanmış en eski kasıtlı ölü yakma örneği ve kıtadaki avcı-toplayıcı topluluklarla ilişkilendirilen ilk kremasyon alanı olma özelliğini taşıyor.
Eksik Kafatası ve Kesik İzleri: Ritüelin İzleri
Kalıntılar arasında kadının kafatasının eksik olduğu ve bazı kemiklerin eklem yerlerinden ayrıldığı tespit edildi. Ayrıca, kemiklerde yumuşak dokuların yakılmadan önce çıkarılmış olabileceğini düşündüren kesik izleri bulundu. Ancak araştırmayı yürüten Oklahoma Üniversitesi’nden Dr. Jessica Cerezo-Román, bu izlerin şiddet ya da yamyamlıkla ilişkilendirilemeyeceğini belirtiyor. Ona göre, bu parçalanma, cenaze ritüelinin bir parçası olabilir; bedenin bazı bölümleri hatıra olarak saklanmak ya da başka bir yerde gömülmek üzere ayrılmış olabilir.
Doğal Bir Anıt ve Karmaşık Toplumsal Yapılar
Kaya sığınağının yalnızca bir mezar alanı değil, aynı zamanda bir tür doğal anıt olarak kullanıldığı düşünülüyor. Araştırmacılar, burada 16.000 ila 8.000 yıl öncesine tarihlenen başka gömütler de buldu. Bu gömütler arasında tam iskeletlerin yanı sıra, farklı bireylerden gelen küçük kemik parçaları da yer alıyor. Alberta Üniversitesi’nden Dr. Ebeth Sawchuk, bu durumun kremasyonu yapılan kadına ait bazı kemiklerin bilinçli olarak çıkarıldığını ve başka yerlerde saklandığını ya da yeniden gömüldüğünü düşündürdüğünü ifade ediyor.
Taş Aletler ve Ateşin Anlamı
Kremasyon alanında taş yontma işleminden kalma yongalar ve uçlar da bulundu. Bu parçaların, cenaze ritüelinin bir parçası olarak ateşe atılmış olabileceği düşünülüyor. Yale Üniversitesi’nden Dr. Jessica Thompson, bu taşların bilinçli olarak mı ateşe atıldığı, yoksa bedenin içinde mi bulunduğu sorusunun hâlâ açık olduğunu belirtiyor. Cerezo-Román ise, bu taşların kadının etini kesmek için kullanılmış olabileceğini öne sürüyor.
Ayrıca, kremasyon alanının yaklaşık bir çift kişilik yatak büyüklüğünde olduğu ve bu ölçekte bir ateşin inşa edilip sürdürülmesinin ciddi bir bilgi, beceri ve toplumsal koordinasyon gerektirdiği vurgulanıyor. İki ayrı kemik kümesinin varlığı, bedenin yanma sırasında hareket ettirildiğini gösteriyor.
Anma Ateşi ve Günlük Yaşam İzleri
Kadının neden bu kadar özel bir muamele gördüğü henüz bilinmiyor. Ancak araştırmacılar, kremasyon odununun tam üstünde sonradan yakılmış en az bir ateşin izine rastladı. Bu durum, alanın bir tür anma törenine sahne olmuş olabileceğini düşündürüyor. Aynı zamanda, bölgede çok sayıda kamp ateşi izine de rastlandı. Bu da kaya sığınağının yalnızca ölü gömme değil, gündelik yaşam için de kullanıldığını gösteriyor.
Afrika’da Bir İlk, Dünyada Bir Dönüm Noktası
Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmada, insan kalıntıları içeren en eski kremasyon alanının bugüne kadar Alaska’da bulunduğu ve yaklaşık 11.500 yıl öncesine tarihlendiği, ancak onun küçük bir çocuğa ait olduğu hatırlatılıyor. Afrika’da ise bu buluntuya kadar doğrulanmış en eski kasıtlı kremasyon örnekleri, yaklaşık 3.500 yıl öncesine, Pastoral Neolitik topluluklara ait gömütlere dayanıyordu.
Thompson, bu bulgunun yalnızca ölüm ritüellerine değil, aynı zamanda bu eski toplulukların toplumsal yapısına dair de önemli ipuçları verdiğini belirtiyor: “Farklı insanların ölümde farklı şekillerde muamele görmesi, yaşamda da farklı toplumsal rollere sahip olduklarını gösteriyor. Bu, tropikal avcı-toplayıcı toplulukların sanıldığından çok daha karmaşık yapılar barındırdığını ortaya koyuyor.”
“İnanç ve Karmaşıklık Sanılandan Eski”
Çalışmada yer almayan Liverpool John Moores Üniversitesi’nden antropolog Prof. Joel Irish ise buluntunun önemini şu sözlerle özetliyor: “Bu kadar erken bir tarihe ait olması ve bu insanların göçer avcı-toplayıcılar olması, buluntuyu daha da etkileyici kılıyor. Bu kadar erken bir dönemde bile gelişmiş inanç sistemlerine ve yüksek düzeyde toplumsal karmaşıklığa sahip oldukları açıkça görülüyor.”
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
İki Ayaklılığın Kökeni Yeniden Yazılıyor: 7 Milyon Yıllık Fosilden Çarpıcı Bulgular
1
Taş tepelerde şaşırtan keşifler! ‘Ölüm yüzü’ heykeli bilim dünyasını heyecanlandırdı
156 kez okundu
2
Efes’te Mısır tanrısı kabartmalı tütsü bulundu
125 kez okundu
3
Heyecanlandıran keşif: ”İlk kez denk geldik”
114 kez okundu
4
İznik’te tarihi keşif: ‘Çoban İsa’ freski gün yüzüne çıktı
97 kez okundu
5
Antik Kentte Saray Kalıntıları Bulundu
96 kez okundu