DOLAR

44,4966$% 0.05

EURO

51,6850% -0.42

STERLİN

59,3048£% -0.55

GRAM ALTIN

6.657,07%-2,15

ÇEYREK ALTIN

11.113,00%-0,50

TAM ALTIN

44.114,00%-1,96

ONS

4.662,74%-2,00

BİST100

13.051,69%0,88

BİTCOİN

2987835฿%-2.50062

Diyarbakır HAFİF YAĞMUR 10°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Nuri İyem Hayatı

Türk resim sanatının en büyük ustalarından biri olan Nuri İyem, 1915 senesinde İstanbul’da dünyaya  geldi.

Sanatçı, resme küçük yaşlarda duvarlara kömür kalemle yaptığı çizimlerle başladı.

Sağlık memuru olan babasının görevi dolayısıyla çocukluğunu Anadolu’nun değişik şehirlerini dolaşarak geçirdi

İlkokulu Mardin’de bitiren sanatçı ortaokulda İstanbul’a geldi.

Önce Vefa ardından da Pertevniyal Lisesine kaydoldu.

Resim tutkusu da bu senelerde başladı.

Hatta resim aşkı yüzünden derslerden geri kalan sanatçı, ailesinin onun doktor olmasını istemesine rağmen en sonunda Akademiye kaydoldu.

Yaptığı çalışmaları, o senelerin en önemli sanat etkinliği olan Galatasaray sergilerinde, resimlerini hayranlıkla izlediği Nazmi Ziya’ya göstermiş ve onun teşvikini de aldıktan sonra hiç duraksamadan kaydını yaptırıp derslere başlamıştı.

Devrin diğer büyük ressamları gibi Nazmi Ziya, Hikmet Onat, Çallı ve Levy’nin öğrencisi olan genç ressam, aynı zamanda Feyhaman Duran, Namık İsmail gibi diğer akademi hocalarının fikirlerinden yararlanmaktan geri kalmadı.

Sanat Tarihi, Estetik ve Mitoloji dersleri veren Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, önünde açtığı geniş ufukla entellektüel kimliğini buldu.

Ahmet Hamdi’nin düşünce yapısı onun şu satırlarında belli olur: “Geniş hayat önümüzdeki bin başlı bir muamma gibi duruyor. Onu çözdükçe kendimizi bulacağız; hakiki şahsiyette, hür san’ata kavuşacağız. Ağaç güneşte serpilir, fakat toprağın derinliklerindeki kökü ile beslenir. İnsanoğlu kendi ferdiyetini bile ancak içinde yaşadığı cemiyetle idrak eder.”

İyem’in seneler sonra kaleme  aldığı ve Yeditepe’de yayınlanan ‘Sanatçımızın Kaderi’ isimli bir makalesinde bile Ahmet Hamdi’ye gönderme yapması, bu büyük edebiyat ve düşün adamının onun üzerindeki kalıcı etkisini açık bir şekilde ortaya koyar: “Yazık değil mi bunca çabaya? Bunca masrafa? Bunca emeklere? Bunca teşkilatı bir takım adamlara maaş vermek için mi kurmuşuz? Bütün bunlar ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ müdürler?”

Akademideki öğrenimini bitirdikten sonra askerliğini de tamamladı ve Giresun’da görev yaptı.

1940 senesinde, dört yıl sonra ilk mezunu olacağı yeni açılan yüksek bölümünü tamamlamak için yine Akademi’ye girdi.

Sanat hayatı oldukça hareketli fakat siyasi hayatı sorunlu bu yıllarda özel sergiler seyrek düzenlenebiliyor, bu da olduça zor bürokratik işlemlerden geçiriliyordu.

Nuri İyem, Avni Arbaş, Selim Turan, Fethi Karakaş, Mümtaz Yener, Turgut Atalay, Haşmet Akal, Ferruh Başağa ve Agop Arad gibi 20’li yaşlardaki bir grup genç sanatçı, büyük gayretlerin sonunda Mayıs 1941’de İstanbul Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü salonlarında ortak bir amaç ve görüş çerçevesinde biraraya gelerek bir sergi açtılar.

Halkın arasına girmek, onların düşünce ve yaşayışlarını paylaşarak sanatsal üretimlerini gerçekleştirmek amacını taşıyan bu sanatçılar, İkinci Dünya Savaşı’nın bunalımlı ortamında sanatlarına toplumsal gerçekçi bir yön vermişlerdir.

D Grubu’nun şekilciliğine ve Anadolu’dan kopuk resim anlayışına karşı çıkan toplumsal içerikli resimleriyle halkla bütünleşmeyi hedeflediler ve bir ölçüde de başarılı oldular.

Liman sergisi adı verilen bu etkinliğin ardından Yeniler adı altında birleşen sanatçılar, özellikle Akademi dışındaki yazar ve sanatçılardan destek gördüler.

Yeniler, bir sanatçı olarak varolmanın yolunu sanat anlayışları ve toplum gerçekleri arasında bir orta yol çizerek bulmaya çalıştılar.

İyem Yeniler Grubu dağılana kadar düzenlediği tüm sergilere katıldı, bu arada bir süre Resim- Heykel Müzesi’nde Halil Dikmen’in yardımcısı olarak çalıştı.

Burada, Türk resminin ilk dönem ustalarını da tanıma imkanı buldu.

Özellikle de Hoca Ali Rıza’ya hayranlık beslemekteydi: “Doğrusu ya, Türk resmi uzun yıllar seyircisiz kaldığı için, toplumsal yaşama katılmada emekledi durdu. Kendi payıma Hoca Ali Rıza’yı, Türk resmini Halk’a doğru götürmekteki çaba ve başarılarından ötürü, ayrıca seviyor ve sayıyorum.”

Sanatı topluma empoze etmekten çok, toplumun içinden çıkan bir sanat anlayışını benimseyen sanatçı, dur durak bilmeden üretmiş Anadolu halkına sanatı sevdirmek için tüm benliğiyle uğraşmıştır.

Bu amaçla halka ulaşmak için 1946 senesinde Beyoğlu’nda Ada (mobilya) mağazasında açtığı ilk sergi ve 1950’li yıllarda Maya Sanat Galerisi’nde düzenlenen diğerlerinin ardından bugüne kadar yapıtlarını birçok defa sergilemiştir.

1950’li yıllarda soyut anlayışta eserler veren sanatçı 1960’larda figüratif resme geri dönerek, Anadolu insanını, onların yaşamını, iç dünyasını, köyden kente göç edenleri ve gecekondu hayatını anlatmıştır.

Bereketli topraklarıyla ve medeniyetler doğuran özelliğiyle; Anadolu’yu bir kadın olarak algılamış ve ürettiği kadın portrelerinde, iç dünyanın aynası olan gözlerin ışığında, bir parçası olduğumuz toplumu tüm gerçekliğiyle yansıtmıştır.


Türk resim sanatının en büyük ustalarından biri olan Nuri İyem, Türk Cumhuriyet tarihinin toplumsal, siyasi ve kültürel değişimine tanıklık etmiştir ve bu ilerlemeye katkı sağlamıştır, dumadan üretmiş Türk sanatına yeri dolduramayacak eserler vermiştir.

19 Haziran 2005tarihinde yaşamını yitiren  büyük usta, altı bini aşkın resme imza attı.


Proleter Haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

James Matthew Barrie Biyografisi

HIZLI YORUM YAP