44,9316$% 0
52,7437€% 0.25
60,8355£% 0.22
6.828,17%-0,24
11.146,00%-0,22
44.432,00%-0,22
4.712,96%-0,54
14.335,49%-0,28
3514165฿%2.45478
İstanbul’da Romani Godi, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, ÖHD İstanbul Şubesi, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı ile CİSST’in katılımıyla yapılan ortak açıklamada, Roman mahpuslara yönelik sistematik hak ihlalleri ve artan şüpheli ölümler gündeme getirildi.
Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde hücre cezası altındayken yaşamını yitiren Sinan Üstev’in ölümü münferit değil, yapısal bir sorunun parçası olarak değerlendirildi.
İnsan hakları ve hukuk örgütleri, Türkiye cezaevlerinde Roman mahpuslara yönelik ayrımcılık, kötü muamele ve cezasızlık politikalarına karşı İstanbul’da ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Roman Godi Derneği’nden Avukat Zozan Vargün okudu.
“Hapishaneler Romanlar için yaşam hakkının ihlal edildiği kapalı kurumlara dönüştü”
Açıklamada, cezaevlerinin Roman mahpuslar açısından yalnızca özgürlüğün kısıtlandığı yerler değil; aynı zamanda ayrımcılığın derinleştiği, kötü muamelenin cezasız kaldığı ve yaşam hakkının sistematik biçimde ihlal edildiği kurumlara dönüştüğü ifade edildi. Son yıllarda art arda yaşanan Roman mahpus ölümlerinin tesadüf olmadığı, yapısal bir sorunun sonucu olduğu vurgulandı.
Sinan Üstev’in ölümü: “Devletin gözetimi altında şüpheli ölüm”
26 yaşındaki üç çocuk babası Sinan Üstev’in, 25 Aralık 2025’te Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde hücre cezası altındayken yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Üstev’in, koğuşta yaşanan bir kavganın ardından hücreye alındığı ve devletin mutlak gözetimi altındayken ölü bulunduğu belirtildi. Vargün, ölüm koşullarına, tecrit sürecine ve hücredeki muameleye dair soruların yanıtsız bırakıldığını, ailenin şüpheli ölüm iddialarının dikkate alınmadığını söyledi.
“Cezasızlık zinciri yıllardır sürüyor”
Vargün, Sinan Üstev’in ölümünün ilk olmadığını, Roman mahpuslara yönelik şüpheli ölümlerin yıllardır tekrar eden bir cezasızlık zinciri oluşturduğunu belirtti. Sincan Cezaevi’nde Mehmet Bozan, Maltepe Cezaevi’nde Vahdet Akın, Iğdır S Tipi Cezaevi’nde Sezer Alan gibi isimlerin de benzer koşullarda yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Bu ölümlerin ortak noktasının, mahpusların devletin sorumluluğu altındaki kapalı kurumlarda hayatlarını kaybetmeleri olduğu vurgulandı.
“Roman mahpusların yaşamı değersizleştiriliyor”
Açıklamada, Roman mahpusların tecrit altında, sağlık hizmetlerine erişimleri engellenerek ya da hücre cezaları altında yaşamlarını yitirmesinin önlenebilir ölümler olduğuna dikkat çekildi. Cezaevi idarelerinin Roman mahpusları daha kolay “gözden çıkarılabilir” gördüğü, bu durumun yaşam hakkının değersizleştirilmesine yol açtığı ifade edildi.
“Yapısal eşitsizlikler ve ayrımcı yargı pratikleri etkili”
Roman mahpusların cezaevlerindeki orantısız temsiliyetinin bireysel suçlarla açıklanamayacağı belirtilen açıklamada; derin yoksulluk, eğitime ve adalete erişimdeki eşitsizlikler, Roman kimliğinin suçla özdeşleştirilmesi ve ayrımcı yargı uygulamalarının bu tabloyu yarattığı vurgulandı.
“Mandela Kuralları ihlal ediliyor, devlet yükümlülüğünü yerine getirmiyor”
Avukat Vargün, yaşananların Birleşmiş Milletler Mandela Kuralları ile açıkça çeliştiğini belirtti. Devletin mahpusların yaşam hakkını koruma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatan Vargün, cezaevlerinde meydana gelen her ölümün bağımsız ve etkili biçimde soruşturulması gerektiğini söyledi. Uzun süreli ve denetimsiz tecrit uygulamalarının işkence ya da insanlık dışı muamele anlamına geldiğini vurguladı.
“Sinan Üstev bir istatistik değil, adalet talebidir”
Açıklamanın sonunda Vargün, Sinan Üstev’in ölümünün yalnızca bireysel bir vaka değil, Roman mahpuslara yönelik sistematik ihlaller zincirinin son halkası olduğunu belirtti. “Sinan Üstev’in adı bir istatistik değildir” diyen Vargün, adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik sağlanana kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
CHP’li Deniz Yücel: AKP Türkiye’sinde basın can çekişiyor
1
Gar Katliamında kritik karar: Polisler hakkında soruşturma yolu açıldı
18127 kez okundu
2
Kadın spikerden Ersoy için ‘grup seks’ iddiası: ‘Parayı rulo yapıp kokain içti’
925 kez okundu
3
İmamoğlu’nun diploması için istinaftan yeni karar
340 kez okundu
4
11. Yargı Paketi’nin ilk 15 maddesi kabul edildi: Hukuki değişiklikler neler?
303 kez okundu
5
Komünizme Adanmış Bir Yaşam: Erebê Şemo
295 kez okundu