DOLAR

45,9007$% 0.15

EURO

53,4491% -0.08

STERLİN

61,8574£% 0.17

GRAM ALTIN

6.621,84%-0,98

ÇEYREK ALTIN

10.883,00%-0,44

TAM ALTIN

43.387,00%-0,44

ONS

4.486,47%-1,16

BİST100

13.703,96%0,30

BİTCOİN

3274750฿%-2.82606

Diyarbakır AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Proleter Haber
  • Gündem
  • Bir kişi bu kadar terör örgütüne nasıl aynı anda üye olabilir?Anadolu Üniversitesi’nde Bir Tasfiye Hikâyesi

Bir kişi bu kadar terör örgütüne nasıl aynı anda üye olabilir?Anadolu Üniversitesi’nde Bir Tasfiye Hikâyesi

Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan habere göre Türkiye’de üniversitelerin uluslararası sıralamalarda sürekli gerilemesi, yalnızca akademik performansla açıklanamayacak bir tabloyu gözler önüne seriyor. Liyakat ilkesinin zedelenmesi, bilimsel özgürlüğün daralması ve idari baskıların artması, bu gerilemenin yapısal nedenleri arasında gösteriliyor.

Gazeteci Barış Terkoğlu’nun Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yaşananları aktardığı köşe yazısı, bu sürecin nasıl işlediğine dair çarpıcı bir örnek sunuyor.

Rektör atamasıyla başlayan dönüşüm

Süreç, Aralık 2018’de Ertan Çomaklı’nın Anadolu Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasıyla başladı. Aynı dönemde hukuk fakültesine Hüseyin Özcan ve Ferhat Uslu gibi isimler dış üniversitelerden getirildi. Şubat 2019’da Özcan dekan vekili, Uslu ise dekan yardımcısı olarak görevlendirildi. Bu atamaların ardından üniversitede “güvenlik” merkezli bir yönetim anlayışı hâkim oldu. Fakülte koridorlarında “üniversiteye format atılacak” söylemleri dolaşmaya başladı.

Soruşturmalar ve akademik tasfiyeler

2019’un Ağustos ve Eylül aylarında hukuk fakültesindeki bazı akademisyenler hakkında soruşturmalar başlatıldı. Soruşturmacı olarak görevlendirilen Mesut Aygün’ün hazırladığı belgelerde, yargı kararı olmaksızın bazı öğretim üyeleri PKK/KCK, YPG/PYD ve DHKP-C gibi örgütlerle ilişkilendirildi. Bu süreç sonunda dört akademisyenin üniversiteyle ilişiği kesildi. Gerekçeler ise ancak açılan davalar sırasında ortaya çıktı.

“Masonik–FETÖ’cü–Marksist cephe” iddiası

Terkoğlu’nun aktardığına göre, soruşturmacı Aygün, fakültede “Masonik–FETÖ’cü–Marksist cephe” adını verdiği hayali bir yapılanmadan söz etti. Görevden alınan akademisyenlerin bu yapının “kilit isimleri” olduğunu öne sürdü. Ancak böyle bir örgütün varlığına dair ne Türkiye’de ne de uluslararası literatürde herhangi bir karşılık bulunmadığı vurgulandı.

Hukuk felsefesi dersine ilahiyatçı atandı

Soruşturmalar başka akademisyenlere de uzandı. Bazı öğretim üyeleri, “tez danışmanını beğenmeyerek kamu kurumlarında kaos yaratmak” gibi gerekçelerle üniversiteden uzaklaştırıldı. Hukuk felsefesi dersini veren M.B.A.’nın görevden alınmasının ardından yerine bir ilahiyatçının atanması, baroların ve akademik çevrelerin tepkisini çekti.

Yönetim istifa etti, akademisyenler döndü ama…

Zamanla, fakülte yönetiminde görev alan isimlerin geçmişteki FETÖ bağlantıları ve yolsuzluk iddiaları basına yansımaya başladı. Rektör Çomaklı, dekan vekili Özcan ve yardımcısı Uslu görevlerinden istifa etti. Görevden alınan akademisyenler açtıkları davaları kazanarak üniversiteye geri döndü. Ancak yaşananların ardından birçok akademisyen, “bu kadar saçmalığın olduğu yerde çalışacak hevesimiz kalmadı” diyerek istifa etti ve başka üniversitelerde görev almaya başladı.

Soruşturmacı profesör oldu, dekanlığa atandı

Tüm bu sürecin mimarı olarak gösterilen Mesut Aygün, daha sonra profesör unvanı aldı ve hukuk fakültesine dekan olarak atandı. Eşi Gözde Çağlayan Aygün de aynı fakültede öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Terkoğlu’nun yazısını şu cümleyle bitirmesi dikkat çekti: “Allah’ın sopası yok derler ya…”

Bu olay, Türkiye’de akademinin nasıl bir idari kuşatma altında olduğunu ve liyakatten uzaklaşmanın üniversiteleri nasıl çoraklaştırdığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti. Üniversitelerin bilimsel üretimden uzaklaştırılarak ideolojik ve güvenlikçi politikalarla şekillendirilmesi, yalnızca sıralamalarda değil, toplumsal ilerlemede de ciddi bir gerilemeye işaret ediyor.


Proleter Haber sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Danimarka Komünist İşçi Partisi’nden Grönland için çağrı: “Emperyalizme karşı işçi sınıfıyla dayanışma”

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.