43,7475$% 0.22
51,8659€% -0.14
59,5686£% -0.07
6.988,82%1,31
11.779,00%1,24
46.971,00%1,23
4.961,52%0,94
14.153,03%-0,19
2929577฿%-0.72314
ANKARA – İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı (İHSDA), çok sayıda insan hakları örgütünün imzasıyla yayımladığı ortak metinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin komisyon raporu doğrultusunda gündeme alacağı yasal düzenlemelerde dikkate alınması gereken talep ve önerileri kamuoyuyla paylaştı.
“Kürt Meselesi Güvenlik Değil, İnsan Hakları Sorunudur”
Açıklamada, yaklaşık yüz yıllık bir geçmişe sahip Kürt meselesinin yalnızca güvenlik eksenli bir sorun olmadığı; kimlik, dil, kültür, inanç ve temel haklar bağlamında derin yapısal eşitsizlikler üreten bir insan hakları meselesi olduğu vurgulandı. Bu sorun alanının, hak ihlallerini görünür kılmaya çalışan insan hakları savunucularını doğrudan hedef haline getirdiği, savunucuların yaşamını yitirdiği, özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı ve ağır baskılara maruz kaldığı hatırlatıldı.
Uluslararası Yükümlülükler ve AİHM Kararları
İHSDA, kalıcı barış ve toplumsal huzurun ancak demokrasinin güçlendirilmesi ve insan haklarının eksiksiz biçimde güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını belirtti. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum yükümlülüğünün demokratik hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu ifade edildi.
TMK ve TCK’da Değişiklik Çağrısı
Metinde, Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki muğlak düzenlemelerin insan hakları temelli biçimde yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı. Tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin hukuka aykırı uygulamalarına son verilmesi istendi. Avukatlar, gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinin mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınmaması, kriminalize edilmemesi çağrısı yapıldı.
Derneklere Yönelik Baskılar ve Cezasızlık Eleştirisi
İHSDA, insan hakları örgütlerine yönelik idari taciz ve baskıların sonlandırılmasını talep etti. Derneklerin kapatılması, faaliyetlerinin durdurulması ve yöneticilerinin görevden uzaklaştırılması gibi uygulamalarda idareye tanınan geniş takdir yetkisinin daraltılması gerektiği belirtildi. Ayrıca, tehdit ve saldırılar karşısında özel koruma ve erken müdahale mekanizması oluşturulması, cezasızlıkla etkin mücadele edilmesi gerektiği kaydedildi.
“Süreç Güvenlikçi Değil, Hak Temelli Yürütülmeli”
Açıklamada, TBMM bünyesinde yürütülen barış ve demokrasi odaklı çalışmaların güvenlikçi yaklaşımların ötesine geçmesi gerektiği ifade edildi. Sürecin, kimlik, dil ve kültür temelli sorunları ortadan kaldırmayı hedefleyen bir anlayışla yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Barış sürecinin yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı kalmaması; hakikatle yüzleşme, toplumsal onarım ve demokratik katılım ilkelerini içermesi gerektiği belirtildi.
Türkiye’de barış ve demokrasinin sürdürülebilir biçimde tesis edilmesinin bölgesel gerçekliklerden bağımsız düşünülemeyeceği ifade edilerek, özellikle Kuzey Doğu Suriye’de yaşayan Kürtlerin temel haklarına saygı temelinde bir yaklaşım geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi.
Metne imza atan kurumlar arasında Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim, Göç İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Kaos GL, MLSA, ÖHD, P24, Rosa Kadın Derneği, SPoD, TİHV ve ÜniKuir’in de aralarında bulunduğu çok sayıda insan hakları örgütü yer aldı.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
TBMM’de Rojava Protestoları Raporu: 842 Gözaltı, 99’u Çocuk; Şırnak’ta İşkence İddiaları
1
Gar Katliamında kritik karar: Polisler hakkında soruşturma yolu açıldı
11836 kez okundu
2
Kadın spikerden Ersoy için ‘grup seks’ iddiası: ‘Parayı rulo yapıp kokain içti’
894 kez okundu
3
11. Yargı Paketi’nin ilk 15 maddesi kabul edildi: Hukuki değişiklikler neler?
267 kez okundu
4
Komünizme Adanmış Bir Yaşam: Erebê Şemo
258 kez okundu
5
Mardin’de HES barajında iş cinayeti
214 kez okundu