46,1116$% 0.02
53,1487€% -0.94
61,9322£% -0.79
6.409,16%-3,23
10.648,00%-2,43
42.474,00%-2,37
4.329,50%-3,25
13.694,19%-1,28
2802723฿%0.71298
Zembîlfiroş Efsanesi ve Büyülü Şehir Silvan
Zembîlfiroş efsanesi, köklerini Mezopotamya’nın kadim topraklarına salmış, yüzyıllardır anlatılagelen bir aşk hikâyesidir. Bu destansı anlatının geçtiği yer, Mervânîler döneminde başkentlik yapmış olan Farqîn, yani bugünkü adıyla Silvan’dır. Dilden dile aktarılan efsaneleri, tarihi zenginliği ve kültürel mirasıyla Silvan, adeta büyülü bir şehir olarak hafızalarda yer eder.
Silvan’ın eski adı olan Miyâfârikîn ya da Meyyâfârikîn, Süryanice’de “sınır suyu” ya da “ayrım suyu” anlamına gelir. İslâm kaynaklarında Mâfârkīn, Mefârkīn ve Fârkīn; Ortaçağ Süryanicesi’nde Mīpherkét, Mufargin; Ermenice’de Nprkert; Grekçe’de ise Martyropolis (Şehitler Şehri) olarak anılmıştır. Coğrafyacı Yâkūt el-Hamavî’ye göre ise şehrin en eski adı Merdûr-Sâlâ’dır.
Silvan’ın Kürt tarihi açısından taşıdığı en büyük önem, 10. ve 11. yüzyıllarda yaklaşık bir asır boyunca hüküm süren Mervânîler Devleti’ne başkentlik yapmış olmasıdır. Ünlü tarihçi Şerefhanê Bedlîsî’nin kaleme aldığı Şerefname adlı eserin bağımsız Kürt devletlerine ayrılan ilk bölümü Mervânîler’e ayrılmıştır. Bu devletin kurucusu, Ebu Abdullah el-Hüseyn bin Düstek el-Baz el-Kürdî el-Humeydî’dir.
Zembîlfiroş efsanesinin geçtiği yer olan Zembîlfiroş Burcu, Silvan Kalesi’nin doğu tarafında yer alır. Bugün 87 bini aşkın nüfusuyla Diyarbakır’ın en büyük ilçelerinden biri olan Silvan, Asur dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Diyarbakır’la ortak bir tarihsel mirası paylaşır.
Antik çağda Büyük Tigran tarafından kurulan ve Tigranokerta adıyla bilinen Silvan, Helenistik dönemin en büyük ve en önemli kentlerinden biri olmuştur. M.Ö. 77 yılında 300 bin kişilik nüfusuyla bir imparatorluk başkenti olan şehirde, 12 Yunan kentinden gelen halklar yaşamıştır.
Silvan, coğrafi olarak düz bir araziye sahip gibi görünse de, dağlık alanları ve keskin kayalıklarıyla dikkat çeker. Diyarbakır’a 82 kilometre uzaklıktadır; batısında Diyarbakır merkez ve Hazro, kuzeyinde Lice ve Kulp, doğusunda Batman ili, güneyinde ise Bismil ilçesiyle komşudur. Yüzölçümü 1.373 km²’dir.
Zembîlfiroş efsanesi, Yusuf ile Züleyha, Mem û Zîn, Siyabend û Xecê gibi halk arasında sevilen aşk hikâyeleriyle aynı düzlemde anılır. Altmış beş dörtlükten oluşan bu manzume, geçimini sepet satarak sağlayan evli bir Kürt gencinin, kendisine delicesine âşık olan bir kadının ısrarlı ilgisine karşı gösterdiği direnci anlatır. Zembîlfiroş, aşkına karşılık vermediği Xatûn’un tüm çabalarına rağmen sadakatinden ödün vermez. Bu destan yalnızca Feqiyê Teyran tarafından değil, Muradhan Beyazîdî ve Melayê Bateyî gibi önemli Kürt şairleri tarafından da kaleme alınmıştır.
Bu hikâye, zengin bir kadının aşkına karşılık vermeyen fakir bir gencin, aşkı uğruna ölümü seçmesini konu alır. Ancak bu, birbirine kavuşamayan Mem û Zîn’in ya da Ferhat’ın Şirin için dağları deldiği hikâye değildir. Bu, Xatûn’un karşılıksız aşkına direnen ve sonunda bu aşktan kurtulmak için canını feda eden Zembîlfiroş’un trajik efsanesidir.
Zembîlfiroş ile Xatûn’un Hikâyesi
Bir zamanlar, zevk ve sefa içinde büyütülmüş, dillere destan yakışıklılığıyla tanınan bir padişah oğlu varmış. Genç prens, saray hayatının rehavetinden sıkıldıkça ava çıkar, doğayla baş başa kalırmış. Günlerden bir gün, böyle bir av sırasında yol kenarındaki eski bir mezarın başında durur. Topraktan dışarı taşmış bir iskelet ve kafatası görür.
O ana dek ölümün ne olduğunu hiç düşünmemiştir. Ancak bu görüntüyle birlikte, ölümün kaçınılmazlığıyla yüzleşir. Zengin-fakir, genç-yaşlı ayırt etmeyen bu sonun, bir gün kendisini de bulacağını anlar. Dünya malının geçiciliğini, ihtişamın boşluğunu fark eder. Derin bir sarsıntı yaşar. O andan itibaren, dünya nimetlerinden elini eteğini çeker. Allah’a yönelir, onun yolunda yürümeye yemin eder. Sarayını, lüksünü, rahatını ardında bırakır. Eşiyle birlikte yollara düşer.
Artık geçimini zembil örüp satarak sağlar. Diyar diyar dolaşır, sırtlarında bir çadır, üzerlerinde yıpranmış giysilerden başka bir şeyleri yoktur. Çocukları olur. Prens, artık halk arasında “Zembîlfiroş” olarak bilinir.
Yolculuklarının son durağı Farqîn olur. Zembil satmak için sokak sokak dolaşırken, Farqîn Beyi’nin eşi Xatûn’un dikkatini çeker. Xatûn, Zembîlfiroş’a ilk görüşte âşık olur. Onu görmek için zembil alma bahanesiyle saraya çağırır. Aşkını şu dizelerle dile getirir:
Xatûn’un Aşk Sözleri (Türkçeleştirilmiş):
Zembîlfiroş, zembiller taşır,
Dükkan dükkan dolaşır.
Xatûn’un aklı başından gitmiş,
Bir fırsat arar, onu görebilmek için.
Seslenir ardından:
“Gel, Bey’in döşeğine,
Bey’in haremi sana helaldir.
Sana zülüflerimden sunayım,
Gözlerim ceylan gözü gibidir,
Bağrım yayla gibi serindir,
Endamım reyhan gibi zariftir,
Gönlünce güzelim, sana layığım.”
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Memê Alan Destanı
1
Komünizme Adanmış Bir Yaşam: Erebê Şemo
329 kez okundu
2
Site aidatlarına düzenleme geliyor: Haksız artışlara yaptırım uygulanacak
229 kez okundu
4
Kapitalizmin Toplum İçin Zararları
209 kez okundu
5
Mehmet Ali Ağca, Papa ile görüşmek için İznik’e geldi
184 kez okundu